Kayıtlar

Şubat, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BENİM DÜNYAM DA

Ve böyle başlar bir hikâye, Bir an gelir, sizi alır götürür, Nereye gittiğinizi bilmezsiniz, Ama hayatın akışı, işte tam o an kırılır. Bazı yalnızlıklar ebedidir, Yanlışlık gibi duran, ama kaderin ta kendisi olan. Kalıcı bir sonsuzluk, İmkânsızdan bile zor değil. Hayat bazen tatlıdır, ama sevmek… O, her kahramanın harcı değildir. Bildiğiniz tüm masalları unutun, Çünkü mucizeler tam bir adım uzağınızda durur. Elini uzatabilir misin? Cesaretin var mı yakına gelen uzaklığa? Korkularını aşabilir misin? Gölgenin bile sana sırt çevirdiği o anlarda… Ve Manolya, ben sana söz veriyorum, Kâinat beni parçalara da ayırsa, Tek parça olarak dönerdim hayallerime. Düşlerim küle dönse bile, O küllerden bir rüzgâr yaratırdım, Ve yeniden uçardım, Daha önce hiç varılmamış yerlere. Çünkü bazı yürekler, Zifiri gecede bile yıldız olur, Ve bazı ruhlar, Düşse de sonsuzluğa, Kendi ışığını söndürmez.

Söz Uçar, İzi Kalır…

Ne için yaratıldığını biliyorsan savaşmak zorundasın. Çünkü dünya, adaleti gerçeğe göre değil, çıkarlarına göre şekillendirenlerle dolu. Terazinin kefesine çıktığında, senin doğruların onların işine gelmiyorsa suçlu ilan edilirsin. Senin hayallerin, senin haklılığın, senin inancın kimsenin umurunda olmaz. Oysa adalet, sustukça küçülmez, sadece ertelenir. İçinde bir yangın başlar, önce sessizce küllerini savurur, sonra bir enkaza dönüşürsün. Ama o yangın, yalnızca seni değil, görmezden gelenleri de yakacaktır. Dışarıdan bakıldığında herkes günlük hayatına devam eder. Ama içindeki enkazı, çıkmaz sokakları, yanmış ruhunun karanlık köşelerini kimse bilmez. “İyi misin?” diye sorarlar. Evet dersin. Ama neye “evet” dediğini bile bilmeden yıldızlara bakarsın… 7, 8, 9… 15, 16… Saydığın yıldızlar, sadece gökyüzünün ışıkları değil, mücadeleyle var olmuş bir geçmişin hatıralarıdır. Onlar, savaşlardan, karanlıklardan, adaletsizliklerden doğmuş ve parlamaya devam etmiştir. İşte o mirasın izind...